Ömer Seyfettin Kimdir


Ömer Seyfettin Kimdir

Ömer Seyfettin Biyografisi

1906 yılında İzmir’deki Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atanan Seyfettin, bu süreç içerisinde, Baha Tevfik, Mehmet Necip Türkçü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şehabettin Süleyman gibi dönem edebiyatının gözde isimleriyle buluşma fırsatını yakaladı ve buradaki edebiyat çevrelerinde sürdürülen faaliyetleri birebir takip etti. Yönetimsel sorunların halka olumsuz bir şekilde yansıdığı, imparatorluk içindeki ayrılıkçı fikirlerin gün yüzüne çıkmaya başladığı bir dönemde edebiyata yönelen Seyfettin, Türkçü düşüncenin savunucusu oldu ve bunu eserlerine de yansıttı. İzmir’de bulunduğu dönemde, Sebat, Hizmet ve Serbest İzmir gibi gazetelere makaleler yazdı.
Ömer Seyfettin, 28 Şubat 1884 tarihinde, Yüzbaşı Ömer Şevki Bey ile Fatma Hanım’ın ikinci çocuğu olarak, Balıkesir‘in Gönen ilçesinde dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gönen’deki bir mahalle mektebinde başladıktan sonra, babasının tayini nedeniyle öğrenimini önce İnebolu, sonrasında ise Ayancık ve İstanbul‘da sürdürdü. Aksaray‘daki Mekteb-i Osmani’ye bir süre devam etmesinin ardından, 1893‘te, parasız yatılı olarak Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesi’ne kaydoldu. Bu okulların ardından, asker olmaya karar verince, Kuleli Askeri İdadisi’ne yazıldı. Buradan da Edirne Askeri İdadisi’ne geçen Seyfettin, 1900 yılında İstanbul’a taşındı. Edirne’de ilk yazın çalışmalarına başlayan Seyfettin, yazdığı manzumeleri İstanbul’daki dergi ve gazetelere gönderdi. İlk defa, 17 Şubat 1900 tarihli Mecmua-i Edebiye’de, “Yad” adlı şiiri yayımlandı. Bu dergide, İstanbul’da bulunduğu zaman içerisinde 13 şiiri daha basıldı.
Askeri eğitimine, Harbiye Mektebi’nde devam ederken, 1903 yılında Makedonya‘da çıkan isyan nedeniyle, eğitimli asker ihtiyacının doğması üzerine, “sınıf-ı müstacele” hakkı verilerek, piyade asteğmeni rütbesiyle mezun edildi. Mezuniyetinin hemen ardından, Selanik merkezli Üçüncü Ordu‘ya bağlı İzmir Redif Tümeni’nin komutasındaki Kuşadası Redif Taburu’na tayin edildi.
Türk hikaye yazarı, gazeteci, asker. Osmanlı İmparatorluğu‘nun dağılma sürecine tanıklık ettiği gençlik yıllarından itibaren Türk birliğini savunmuş; Türkçülük akımına yön veren isimlerin başında gelmiş ve dönemin birçok aydınının etkisi altında kaldığı, yerel dilimizin yabancı kelimelerden arındırılması, özüne dönebilmesi amacını taşıyan Yeni Lisan anlayışını geliştirmiştir. 36 yıllık kısa ömründe, Türk edebiyatının ve özellikle de edebi yazın türlerinden “hikaye”nin gelişimine büyük katkıda bulunan önemli eserler ortaya koymuştur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*