Adını Buğday Tarlası Koydum


Adını Buğday Tarlası Koydum Şiiri

Sen çok efkarlı gecelerimde
Duvarlara anlattığım
O meçhul kişisin
Sen çok gecemde
Yerine yar diye
Yastığa sarıldığımsın
Bir ben bilirim
Bir de tavan
Seni nasıl sevdiğimi
Sen her gece
Uğruna şiir düzdüğüm
Umudumsun
Sen bilmezsin
Cama vuran yağmur damlasında
Sensizliğin musikisinin,
Ne olduğunu!
Ah buruşuk kağıtlar ah!
Ağzı dili olsa da söylese!
Gecemi,
Seni nasıl anlatmakla geçirdiğimi!
Sen sevip de söyleyemediğim,
Seyredip de açamadığım,,
Arşipel kadar güzel kadın!
Ege güneşi koydum adını!
Ege güneşi gibi yakıcısın!
Sen hazan vurgunumsun be gülüm,
Hazan vurgunu!
İlacım bir tutam sevgi!
Versen cennetim!
Vermesen cehennemim olursun!
Ah kader Tanrısı ah!
Başıma musallat ettin en belalısını!
Boşa koyuyorum,
Dolmuyorsun!
Doluya koyuyırum,
Almıyorsun!
Masallardan süzülüp gelen,
Bir peri kızı verdin!
Truva surları gibi,
Bütün mabetlerimi,
Yıktığının farkındamısın?
Yok artık,
Apollon sütünleri!
Jüpterin kubbesi!
Kayboldu!
Gökyüzünde yıldız şimdi!
Gökteki yıldızları,
Seçme şansım var!
Almak için para istemiyorlar!
En pahalısını ben seçtim!
Adını Zühre yıldızı koydum,
Anla derdimi!
Eskiden yürekliydim!
Cesaretliydim!
Korkmazdım!
Seni gördüm,
Korkak oldum!
Sen yüreğimde taşıyıp da,
Söyleyemediğim aşkımsın!
Sen ulaşılamazımsın gülüm!
Mehtap yüzündür dediler!
Mehtabı sevgili bildim!
Bari ulaşamıyorum!
Gayri her ayın on beşin de,
Işıklarında yıkanıyorum!
Başak tarlası gibi saçlar!
Afrodit’e benzer hatlar!
Rüzgar da sağa sola yatar!
Adını buğday trlası koydum,
Biliyormusun
Gözlerin şahin kuşu
Bakışlarında
Eros’un okları
Girince menziline
Binlercesini yiyiyorum
Onulmaz dertlerdeyim
Bende sevdaların en derini var
Sevdaların ustasıyım
Çaresizim
Dertliyim
Efkarlıyım
Naçarım
Ben denizde kum tanesi
Sen Everest in tepesi
Bir el uzat
Söyle
Sana nasıl ulaşacağımı

İsmail Kızılay




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*